Yaptığımız araştırmada gördük ki; konu ile alakalı çalışmalarda klasik anlayışa bağlı kalınarak “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönüne bakılıp ahiret hayatının sonsuzluk bildirdiği iddiası ele alınmıştır. Bizim yaptığımız çalışmada ise klasik anlayışın ötesinde “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönü değil, aynı zamanda kelimenin etimolojik yapısı da dikkate alınmıştır. Kelimenin klasik anlayışın ötesinde bir anlam ifade ettiğini ayet ve hadisler ışığında temellendirmeye çalıştık. Buradan hareketle ahiret hayatı-nın bilinenin aksine mutlak manada bir ebediyet yani sonsuzluk bildirmediği; “ebed” kelimesinin dil bi-limsel ifadesinin uzun zamanlar, uzun çağlar anlamında kullanıldığını tespit ettik. Klasik anlayışın dediği gibi sonsuzluk anlamı ifade eden bir ebediyet olacak ise de bu Allah’ın izni ile gerçekleşecek ka-yıtlı ve şartlı bir ebediyet olacaktır. Bundan dolayı "ebed" kelimesine mutlak manada sonsuzluk anlamı vermek gerekmediği kanaatine vardık. Nitekim Hud suresi 107-108. ayetlerde geçen “yerler ve gökler devam ettği müddetçe” ve “Rabbinin dilemesi müstesna’ cümleleri bize açıkça gösteriyor ki; ahiret hayatının devamlılığının bizatihi kendisinden kaynaklanan bir durum olmadığı, bu durumun Allah’ın ilmi ve iradesiyle gerçekleşeceğini bildirmektedir. Esasen sonsuzluk iddiasının insanoğlunda fıtri bir duy-gu olan tûl-i emel yani sonsuza kadar yaşama istek ve arzusundan kaynaklandığını biliyor ve bu durumun ahiret inancına taşındığını görüyoruz. Nassları (ilgili ayet ve hadisler) dikkate alarak yaptı-ğımız araştırmalarda ahiret hayatının hiç şüphesiz ebedî olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ebediye-te, mutlak manada sonsuzluk manası vermenin doğru olmayacağı kanaatine vardık. Eserimizin daha önce yapılan araştırmalardan farklı olarak ahiret hayatının mutlak manada (bizatihi) sonsuzluk bildiren ebediyet değil; süresini idrak edemediğimiz yüce Allah’ın ilim ve hikmetine bağlı kalacak bir zaman di-limini kapsayan, sınırı belli olmayan mukayyet (kayıtlı ve şartlı) bir ebediyetten ibaret olacağı sonucu-na vararak bu konu hakkında farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştık. Buradan hareketle konunun bir imani hakikat gerekçesi oluşturmadığı; itikadi noktada ahiretin varlığının kabul edilmesinin esas olduğu-nu bildirmekle beraber bu konudaki çalışmaların tevhid ilkesinin belirlenmesinde ve korunmasında ön-cülük edeceğini bildirmek isterim.
Ebedîlik konusu, “ebed” kelimesine yüklenen sonsuzluk kavramı ile açıklanmaya çalışıldığı için tartışma-lara neden olmuştur. Eserimizde kelimenin etimolojik yapısını dikkate alarak meselenin daha iyi anla-şılmasına olanak sağladık. Nitekim ebedîliğe sonsuzluk anlamı yüklendiğinde teolojik olarak birtakım problemler ortaya çıkmaktadır. Özellikle günümüzde bazı ateist grupların gençlerimize yönelik ahiret inancını hedef alan sorular ile akıllarını çelmeye çalıştıklarını gördük. “İlahi adalet açı-sından sınırlı bir hayata nasıl olur da sonsuz bir azap veya mükâfat verilebilir?” cinsinden so-rularla gençlerimizin ahiret inancını yok etmeye çalıştıkları ve buna bağlı olarak da gayri ahlaki bir hayat yaşamalarına zemin hazırladıkları bilinmektedir. Eserimizde bu soruna çözüm bulmaya çalışılmış ve netice itibariyle ebediliğin sınırlı bir zaman dilimini kapsadığı kanaatine varılmıştır. Bu bağ-lamda süreyi ve sınırı belirleyici olan yüce Allah’tır. Hüküm ve hikmet sahibi olan yüce Rabbimizin irade-sine bağlı olarak gerçekleşecek olan ahiret hayatının süresi mutlak manada ebedî yani sonsuz olacaksa bile bu yine yüce Allah’ın izni ve mutlak iradesi ile gerçekleşecektir.

">

Yaptığımız araştırmada gördük ki; konu ile alakalı çalışmalarda klasik anlayışa bağlı kalınarak “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönüne bakılıp ahiret hayatının sonsuzluk bildirdiği iddiası ele alınmıştır. Bizim yaptığımız çalışmada ise klasik anlayışın ötesinde “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönü değil, aynı zamanda kelimenin etimolojik yapısı da dikkate alınmıştır. Kelimenin klasik anlayışın ötesinde bir anlam ifade ettiğini ayet ve hadisler ışığında temellendirmeye çalıştık. Buradan hareketle ahiret hayatı-nın bilinenin aksine mutlak manada bir ebediyet yani sonsuzluk bildirmediği; “ebed” kelimesinin dil bi-limsel ifadesinin uzun zamanlar, uzun çağlar anlamında kullanıldığını tespit ettik. Klasik anlayışın dediği gibi sonsuzluk anlamı ifade eden bir ebediyet olacak ise de bu Allah’ın izni ile gerçekleşecek ka-yıtlı ve şartlı bir ebediyet olacaktır. Bundan dolayı "ebed" kelimesine mutlak manada sonsuzluk anlamı vermek gerekmediği kanaatine vardık. Nitekim Hud suresi 107-108. ayetlerde geçen “yerler ve gökler devam ettği müddetçe” ve “Rabbinin dilemesi müstesna’ cümleleri bize açıkça gösteriyor ki; ahiret hayatının devamlılığının bizatihi kendisinden kaynaklanan bir durum olmadığı, bu durumun Allah’ın ilmi ve iradesiyle gerçekleşeceğini bildirmektedir. Esasen sonsuzluk iddiasının insanoğlunda fıtri bir duy-gu olan tûl-i emel yani sonsuza kadar yaşama istek ve arzusundan kaynaklandığını biliyor ve bu durumun ahiret inancına taşındığını görüyoruz. Nassları (ilgili ayet ve hadisler) dikkate alarak yaptı-ğımız araştırmalarda ahiret hayatının hiç şüphesiz ebedî olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ebediye-te, mutlak manada sonsuzluk manası vermenin doğru olmayacağı kanaatine vardık. Eserimizin daha önce yapılan araştırmalardan farklı olarak ahiret hayatının mutlak manada (bizatihi) sonsuzluk bildiren ebediyet değil; süresini idrak edemediğimiz yüce Allah’ın ilim ve hikmetine bağlı kalacak bir zaman di-limini kapsayan, sınırı belli olmayan mukayyet (kayıtlı ve şartlı) bir ebediyetten ibaret olacağı sonucu-na vararak bu konu hakkında farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştık. Buradan hareketle konunun bir imani hakikat gerekçesi oluşturmadığı; itikadi noktada ahiretin varlığının kabul edilmesinin esas olduğu-nu bildirmekle beraber bu konudaki çalışmaların tevhid ilkesinin belirlenmesinde ve korunmasında ön-cülük edeceğini bildirmek isterim.
Ebedîlik konusu, “ebed” kelimesine yüklenen sonsuzluk kavramı ile açıklanmaya çalışıldığı için tartışma-lara neden olmuştur. Eserimizde kelimenin etimolojik yapısını dikkate alarak meselenin daha iyi anla-şılmasına olanak sağladık. Nitekim ebedîliğe sonsuzluk anlamı yüklendiğinde teolojik olarak birtakım problemler ortaya çıkmaktadır. Özellikle günümüzde bazı ateist grupların gençlerimize yönelik ahiret inancını hedef alan sorular ile akıllarını çelmeye çalıştıklarını gördük. “İlahi adalet açı-sından sınırlı bir hayata nasıl olur da sonsuz bir azap veya mükâfat verilebilir?” cinsinden so-rularla gençlerimizin ahiret inancını yok etmeye çalıştıkları ve buna bağlı olarak da gayri ahlaki bir hayat yaşamalarına zemin hazırladıkları bilinmektedir. Eserimizde bu soruna çözüm bulmaya çalışılmış ve netice itibariyle ebediliğin sınırlı bir zaman dilimini kapsadığı kanaatine varılmıştır. Bu bağ-lamda süreyi ve sınırı belirleyici olan yüce Allah’tır. Hüküm ve hikmet sahibi olan yüce Rabbimizin irade-sine bağlı olarak gerçekleşecek olan ahiret hayatının süresi mutlak manada ebedî yani sonsuz olacaksa bile bu yine yüce Allah’ın izni ve mutlak iradesi ile gerçekleşecektir.

">

Yaptığımız araştırmada gördük ki; konu ile alakalı çalışmalarda klasik anlayışa bağlı kalınarak “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönüne bakılıp ahiret hayatının sonsuzluk bildirdiği iddiası ele alınmıştır. Bizim yaptığımız çalışmada ise klasik anlayışın ötesinde “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönü değil, aynı zamanda kelimenin etimolojik yapısı da dikkate alınmıştır. Kelimenin klasik anlayışın ötesinde bir anlam ifade ettiğini ayet ve hadisler ışığında temellendirmeye çalıştık. Buradan hareketle ahiret hayatı-nın bilinenin aksine mutlak manada bir ebediyet yani sonsuzluk bildirmediği; “ebed” kelimesinin dil bi-limsel ifadesinin uzun zamanlar, uzun çağlar anlamında kullanıldığını tespit ettik. Klasik anlayışın dediği gibi sonsuzluk anlamı ifade eden bir ebediyet olacak ise de bu Allah’ın izni ile gerçekleşecek ka-yıtlı ve şartlı bir ebediyet olacaktır. Bundan dolayı "ebed" kelimesine mutlak manada sonsuzluk anlamı vermek gerekmediği kanaatine vardık. Nitekim Hud suresi 107-108. ayetlerde geçen “yerler ve gökler devam ettği müddetçe” ve “Rabbinin dilemesi müstesna’ cümleleri bize açıkça gösteriyor ki; ahiret hayatının devamlılığının bizatihi kendisinden kaynaklanan bir durum olmadığı, bu durumun Allah’ın ilmi ve iradesiyle gerçekleşeceğini bildirmektedir. Esasen sonsuzluk iddiasının insanoğlunda fıtri bir duy-gu olan tûl-i emel yani sonsuza kadar yaşama istek ve arzusundan kaynaklandığını biliyor ve bu durumun ahiret inancına taşındığını görüyoruz. Nassları (ilgili ayet ve hadisler) dikkate alarak yaptı-ğımız araştırmalarda ahiret hayatının hiç şüphesiz ebedî olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ebediye-te, mutlak manada sonsuzluk manası vermenin doğru olmayacağı kanaatine vardık. Eserimizin daha önce yapılan araştırmalardan farklı olarak ahiret hayatının mutlak manada (bizatihi) sonsuzluk bildiren ebediyet değil; süresini idrak edemediğimiz yüce Allah’ın ilim ve hikmetine bağlı kalacak bir zaman di-limini kapsayan, sınırı belli olmayan mukayyet (kayıtlı ve şartlı) bir ebediyetten ibaret olacağı sonucu-na vararak bu konu hakkında farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştık. Buradan hareketle konunun bir imani hakikat gerekçesi oluşturmadığı; itikadi noktada ahiretin varlığının kabul edilmesinin esas olduğu-nu bildirmekle beraber bu konudaki çalışmaların tevhid ilkesinin belirlenmesinde ve korunmasında ön-cülük edeceğini bildirmek isterim.
Ebedîlik konusu, “ebed” kelimesine yüklenen sonsuzluk kavramı ile açıklanmaya çalışıldığı için tartışma-lara neden olmuştur. Eserimizde kelimenin etimolojik yapısını dikkate alarak meselenin daha iyi anla-şılmasına olanak sağladık. Nitekim ebedîliğe sonsuzluk anlamı yüklendiğinde teolojik olarak birtakım problemler ortaya çıkmaktadır. Özellikle günümüzde bazı ateist grupların gençlerimize yönelik ahiret inancını hedef alan sorular ile akıllarını çelmeye çalıştıklarını gördük. “İlahi adalet açı-sından sınırlı bir hayata nasıl olur da sonsuz bir azap veya mükâfat verilebilir?” cinsinden so-rularla gençlerimizin ahiret inancını yok etmeye çalıştıkları ve buna bağlı olarak da gayri ahlaki bir hayat yaşamalarına zemin hazırladıkları bilinmektedir. Eserimizde bu soruna çözüm bulmaya çalışılmış ve netice itibariyle ebediliğin sınırlı bir zaman dilimini kapsadığı kanaatine varılmıştır. Bu bağ-lamda süreyi ve sınırı belirleyici olan yüce Allah’tır. Hüküm ve hikmet sahibi olan yüce Rabbimizin irade-sine bağlı olarak gerçekleşecek olan ahiret hayatının süresi mutlak manada ebedî yani sonsuz olacaksa bile bu yine yüce Allah’ın izni ve mutlak iradesi ile gerçekleşecektir.

">
vartabi

İkinci Adam Yayınları Ahiret Hayatı Sonsuz mudur? Sonsuzluğun Sahibi İkinci Adam Yayınları 9786253736620

135,00 TL
Beden :
Listeme Ekle
Tahmini Kargoya Teslim : 3 iş günü içerisinde
14 Gün Ücretsiz İade
<div id="rich-content-wrapper"> <p>Yaptığımız araştırmada gördük ki; konu ile alakalı çalışmalarda klasik anlayışa bağlı kalınarak “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönüne bakılıp ahiret hayatının sonsuzluk bildirdiği iddiası ele alınmıştır. Bizim yaptığımız çalışmada ise klasik anlayışın ötesinde “ebed” kelimesinin sadece mecazi yönü değil, aynı zamanda kelimenin etimolojik yapısı da dikkate alınmıştır. Kelimenin klasik anlayışın ötesinde bir anlam ifade ettiğini ayet ve hadisler ışığında temellendirmeye çalıştık. Buradan hareketle ahiret hayatı-nın bilinenin aksine mutlak manada bir ebediyet yani sonsuzluk bildirmediği; “ebed” kelimesinin dil bi-limsel ifadesinin uzun zamanlar, uzun çağlar anlamında kullanıldığını tespit ettik. Klasik anlayışın dediği gibi sonsuzluk anlamı ifade eden bir ebediyet olacak ise de bu Allah’ın izni ile gerçekleşecek ka-yıtlı ve şartlı bir ebediyet olacaktır. Bundan dolayı "ebed" kelimesine mutlak manada sonsuzluk anlamı vermek gerekmediği kanaatine vardık. Nitekim Hud suresi 107-108. ayetlerde geçen “yerler ve gökler devam ettği müddetçe” ve “Rabbinin dilemesi müstesna’ cümleleri bize açıkça gösteriyor ki; ahiret hayatının devamlılığının bizatihi kendisinden kaynaklanan bir durum olmadığı, bu durumun Allah’ın ilmi ve iradesiyle gerçekleşeceğini bildirmektedir. Esasen sonsuzluk iddiasının insanoğlunda fıtri bir duy-gu olan tûl-i emel yani sonsuza kadar yaşama istek ve arzusundan kaynaklandığını biliyor ve bu durumun ahiret inancına taşındığını görüyoruz. Nassları (ilgili ayet ve hadisler) dikkate alarak yaptı-ğımız araştırmalarda ahiret hayatının hiç şüphesiz ebedî olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ebediye-te, mutlak manada sonsuzluk manası vermenin doğru olmayacağı kanaatine vardık. Eserimizin daha önce yapılan araştırmalardan farklı olarak ahiret hayatının mutlak manada (bizatihi) sonsuzluk bildiren ebediyet değil; süresini idrak edemediğimiz yüce Allah’ın ilim ve hikmetine bağlı kalacak bir zaman di-limini kapsayan, sınırı belli olmayan mukayyet (kayıtlı ve şartlı) bir ebediyetten ibaret olacağı sonucu-na vararak bu konu hakkında farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştık. Buradan hareketle konunun bir imani hakikat gerekçesi oluşturmadığı; itikadi noktada ahiretin varlığının kabul edilmesinin esas olduğu-nu bildirmekle beraber bu konudaki çalışmaların tevhid ilkesinin belirlenmesinde ve korunmasında ön-cülük edeceğini bildirmek isterim.<br>Ebedîlik konusu, “ebed” kelimesine yüklenen sonsuzluk kavramı ile açıklanmaya çalışıldığı için tartışma-lara neden olmuştur. Eserimizde kelimenin etimolojik yapısını dikkate alarak meselenin daha iyi anla-şılmasına olanak sağladık. Nitekim ebedîliğe sonsuzluk anlamı yüklendiğinde teolojik olarak birtakım problemler ortaya çıkmaktadır. Özellikle günümüzde bazı ateist grupların gençlerimize yönelik ahiret inancını hedef alan sorular ile akıllarını çelmeye çalıştıklarını gördük. “İlahi adalet açı-sından sınırlı bir hayata nasıl olur da sonsuz bir azap veya mükâfat verilebilir?” cinsinden so-rularla gençlerimizin ahiret inancını yok etmeye çalıştıkları ve buna bağlı olarak da gayri ahlaki bir hayat yaşamalarına zemin hazırladıkları bilinmektedir. Eserimizde bu soruna çözüm bulmaya çalışılmış ve netice itibariyle ebediliğin sınırlı bir zaman dilimini kapsadığı kanaatine varılmıştır. Bu bağ-lamda süreyi ve sınırı belirleyici olan yüce Allah’tır. Hüküm ve hikmet sahibi olan yüce Rabbimizin irade-sine bağlı olarak gerçekleşecek olan ahiret hayatının süresi mutlak manada ebedî yani sonsuz olacaksa bile bu yine yüce Allah’ın izni ve mutlak iradesi ile gerçekleşecektir.</p> </div>
Ürün Kodu : 15544-9786253736621
Kargo-Png
Satıcı İkinci Adam Yayınları
10
Soru&Cevap(24)
Ürün Açıklaması
  • 14 gün içinde ücretsiz iade.
  • Bu ürün İkinci Adam Yayınları mağazası tarafından gönderilecektir
  • Stüdyo çekimlerinde renkler ışık farklılığından dolayı değişiklik gösterebilir.
İlginizi Çekebilecek Ürünler
Ürün Yorumları & Değerlendirme (0)
Çok Güzel (0)
Güzel (0)
Fena Değil (0)
İdare Eder (0)
Kötü (0)
Ortalama Puan
0
Yorum

Bu ürüne henüz yorum yazılmadı. İlk yorumu yazmak ister misin?

Yorum Yaz